5/08/2007

????

mi, do, si la... "koyu kara, kapkara aşkından tek hatıra" diyordu Cem Yıldız. Kor alev keman tonuyla birleşince öyle can yakıcı oluyor ki anlatamam...biraz da pes sesi eklenince aramıza giren onca kilometre tek tek ok olup saplanıyor sanki sineme...gamına dayanmak yürek istiyor ve güçlü olmak gerekiyor bu hasrete karşı! beni sende o kadar unutmuşum ki sesinin tınısı kulaklarımda yankılanmayınca hatırlayamıyoru olanları. koyu kara kapkara bir geleceğe yelken açan bir şair gibi...ya da ne bileyim mavi duvarlarında o deniz gözlerinde boğulmak gibi...

5/07/2007

0622062032

yerine annemi aldığında,
dönüp de ardına bakma.
bembeyaz bir gelecek sana,
yepyeni, dingin rüyalarda.
do, s, ve la gibi, hani biraz da onlarla...
haydarca konuşan, haydar gibi
sana ait, zamanın ellerinde
dönüp de baktığında kendine
hani imzası yüzünde, gözlerinin altında
birkaç çizgi hani o çizgileri gizlemeye çalışan tuz tadında.

5/02/2007

beklerken...

beklerken...akreple yelkovan birbirini kovalamaktan yorulmuş, kenarda bir ağaca yaslanmış dinlenirken vakit bir türlü geçmek bilmiyor. Giderken, aslında giden sen iken seni bırakıp ordan dönen bendim. Ve o bulutlu gözlerinin ardındakileri göstermemek için minibüsün ayrılmasını bile beklemeden içeri girdin. Ardından öylece bakakaldım...belki bir kez daha döner bakarsın diye. Aras'ın azgın sularındaki bulanıklığın ardında kalmıştın artık. Ve ben ısrarla o bulanıklığın ardındaki seni görmeye çabalamaktan yorulmuştum. cümle düşük oldu belki ama düşük olan bu ayrılığın ta kendisiydi sanki...hayatımın düzene girebilme ihtimali bile güzel geldi bana. giderken içime kokundan ve sıcaklığından bir demet çektim. ve onları umudumla suluyorum. akşamları sesin kulaklarımda titreşecek diye sabırsızlanıyorum. seninle ilgili o kadar çok keşkem var ki! hangisinden başllasam bilemiyorum.
"söylemek isteyip de söyleyemediğim çok şey var"
"sen dönmeden uyumam bu gece"
"düşün bi benden başka gerçeğin mi var?"
"sen DÖN, ben uyumam bu gece"
istediklerin uğruna seçim yap(abilmen)man, ve seni haketmeye çabalayan sevdiklerinin olması sevindirici.

1/21/2007

.:Yirmi:.

Sevmek gibi geliyordu her şey, sevmek gibi gidiyordu kadın (Erdoğan, ty.). İyi niyetler bir yana, tutundukların belini kırar. Saygı bir yana, yalnızca kendini arayan egolar... Ve susmak bilmeyen insanlar. Hepsini topladığında 20 ediyordu. Ve ben, beni toplayamıyordum, eksik çıkıyordum her toplama işleminden. En büyük parçam, artık 20 idi. Diğer parçalarımı toplamak mı? Yaralarımın kabukları birbirine o kadar benziyordu ki, şarkılara düştüm yine...Kimbilir, 4000 yağmurlu günün sonunda özümün gizinde yaralarımdan bir çiçek (Erdoğan, ty.) yapmayı başarırırm.
Hani "demir bakire" diye bir şey var ya, kapakları kapandığında içinde canlı hiçbir şey bırakmayan, can kırıklarımın keskin uçlarını kendime yönelttim. Hani sol anahtarı gibi, olmasa da olur, ama her nota dizesinde vardır...(Dökmen, 2006)

1/12/2007

Bir

Nekadar aydınlanırsak başklarının yaşamına uyum sağlamamız o denli zorlaşır. Nekadar çok şey öğrenirsek okadar çok yalnız kalacağımızı bilmeliyiz yalnız bir geceden sonra düşünceler.
"Richard Bach"

1/09/2007

hiç bir şey yaşamamışken güçlü olmak kolaydı

bu söze nette gezinirken rastladım. aslında söz ilk bakışta doğru gibi görünse de yeni nesil polyannacılık gibi nitelendirilebilir. bu karamsarlığın ya da keşke durumunun tatlı limonla ne ilgisi var diyenler çıkabilir. Onlar kendi hallerinde istedikleri gibi düşünebilirler. geçmişiyle yaşamak hem faydalı hem tehlikeli bence. fikirlerini ve insiyatiflerini, geçmişin kancalarından kurtaramayanlar ikinci bir adım atamayacaktır. akşam akşam nerden çıktı bu deneme merakı?inan ben de bilmiyorum. bu konuyla ilgili güzel bir söz okudum ne rastlantıdır ki iki söz de aynı gün çıktı karşıma! sanırım bu söz anlatmak istediğimi özetliyor;
"Denedin, yenildin. Olsun, yine dene, yine yenil. Daha iyi yenil!"
(nette bir yer, bi zamanlar)

bebeğin şarkısı...

Alihan Samedov-Bebek Şarkısı...son dönemde, kendi içinde duygusunu bu kadar iyi anlatan doğaç bir müzik dinlememiştim. Duygu müziğe öylesine sarılmış ki şarkı da adına öyle tutunmuş...bebeği beklerken ya da fikrine yelken, açarken hani yaşama sevinci duyar ya insan, bu şarkıdaki bebek hıçkırıkları da öyle işte...topu topu iki nefes deyip geçmeyin, biri dünya gelirken bizim sorumluluğumuz dışındaki ilk nefesimiz diğeri ise nasıl öleceğimize karar verme hakkı sunulmuş olan son nefesimiz. Samedov, kendine yakışan ölümü beğenmiş ve ölmemeyi seçmiş... Nefesiyle havayı titreten "hu" dalgaları...Kimbilir Hz. Muhammed'in Hz. Ali'ye fısıldadığı o minicik ama o kocaman manayı...bu söz burada bitmez!her doğaç, sahibinde manalı, özümsendiğinde anlamlı.Hayatı improvize yaşaman, ama o manadan haberdar olman dileğiyle...