7/27/2007

sol anahtarı sağı açar mı?

sen öyle görüyorsan gördüğün o değilse elinden hiçbir şey gelmez...geç olması olasıdır. ama önemli olan o olasılığı ortadan kaldırmaktır

mesajınız var!

evet mesajınız var...anlayana. hani biraz da dinleyene. tüm adanmışlıkların kıyısında yatan salıverilmişliklere... yaşadığın kent miydi çöle benzeyen yoksa yenilmediğim, -seni teslim etmediğim- en sonunda kurumaya yüz tutmuş ARAS mıydı çöle dönen. dağları taşları... kudreti büyük bir coğrafyadan aldım getirdim seni bir gün ruhunu da getirebilmek dileğiyle...hani vardı boğazına düğümlenen o iki kelime... neyse!



haydarca sevmeye devam...sevgiyle, susa(ya)rak, umutla.

6/21/2007

Türlü (*2)

"Her aksam ayni hüzün, yol gözler iki gözüm.
Dis kapida beklerim, avucum içinde yüzün
Her aksam ayni hüzün, yol gözler iki gözüm.
Çöktüm duvar dibine, avucum içinde yüzün"
**************************************
**************************************
Sen gelmezsin bir türlü,dertlerim türlü türlü.
Nice dertleri çektim,bu baska türlü.
Sen gelmezsin bir türlü,dertlerim türlü türlü.
Nice dertleri çektim,bu baska türlü.
**************************************
**************************************
Yar sevmedin üstüne,bilmem bana kastin ne.
Bu hayat senin diye,beni üzdügün niye
Yar sevmedin üstüne,bilmem bana kastin ne.
Bu hayat senin diye,beni üzdügün niye???
**************************************
**************************************

5/08/2007

????

mi, do, si la... "koyu kara, kapkara aşkından tek hatıra" diyordu Cem Yıldız. Kor alev keman tonuyla birleşince öyle can yakıcı oluyor ki anlatamam...biraz da pes sesi eklenince aramıza giren onca kilometre tek tek ok olup saplanıyor sanki sineme...gamına dayanmak yürek istiyor ve güçlü olmak gerekiyor bu hasrete karşı! beni sende o kadar unutmuşum ki sesinin tınısı kulaklarımda yankılanmayınca hatırlayamıyoru olanları. koyu kara kapkara bir geleceğe yelken açan bir şair gibi...ya da ne bileyim mavi duvarlarında o deniz gözlerinde boğulmak gibi...

5/07/2007

0622062032

yerine annemi aldığında,
dönüp de ardına bakma.
bembeyaz bir gelecek sana,
yepyeni, dingin rüyalarda.
do, s, ve la gibi, hani biraz da onlarla...
haydarca konuşan, haydar gibi
sana ait, zamanın ellerinde
dönüp de baktığında kendine
hani imzası yüzünde, gözlerinin altında
birkaç çizgi hani o çizgileri gizlemeye çalışan tuz tadında.

5/02/2007

beklerken...

beklerken...akreple yelkovan birbirini kovalamaktan yorulmuş, kenarda bir ağaca yaslanmış dinlenirken vakit bir türlü geçmek bilmiyor. Giderken, aslında giden sen iken seni bırakıp ordan dönen bendim. Ve o bulutlu gözlerinin ardındakileri göstermemek için minibüsün ayrılmasını bile beklemeden içeri girdin. Ardından öylece bakakaldım...belki bir kez daha döner bakarsın diye. Aras'ın azgın sularındaki bulanıklığın ardında kalmıştın artık. Ve ben ısrarla o bulanıklığın ardındaki seni görmeye çabalamaktan yorulmuştum. cümle düşük oldu belki ama düşük olan bu ayrılığın ta kendisiydi sanki...hayatımın düzene girebilme ihtimali bile güzel geldi bana. giderken içime kokundan ve sıcaklığından bir demet çektim. ve onları umudumla suluyorum. akşamları sesin kulaklarımda titreşecek diye sabırsızlanıyorum. seninle ilgili o kadar çok keşkem var ki! hangisinden başllasam bilemiyorum.
"söylemek isteyip de söyleyemediğim çok şey var"
"sen dönmeden uyumam bu gece"
"düşün bi benden başka gerçeğin mi var?"
"sen DÖN, ben uyumam bu gece"
istediklerin uğruna seçim yap(abilmen)man, ve seni haketmeye çabalayan sevdiklerinin olması sevindirici.

1/21/2007

.:Yirmi:.

Sevmek gibi geliyordu her şey, sevmek gibi gidiyordu kadın (Erdoğan, ty.). İyi niyetler bir yana, tutundukların belini kırar. Saygı bir yana, yalnızca kendini arayan egolar... Ve susmak bilmeyen insanlar. Hepsini topladığında 20 ediyordu. Ve ben, beni toplayamıyordum, eksik çıkıyordum her toplama işleminden. En büyük parçam, artık 20 idi. Diğer parçalarımı toplamak mı? Yaralarımın kabukları birbirine o kadar benziyordu ki, şarkılara düştüm yine...Kimbilir, 4000 yağmurlu günün sonunda özümün gizinde yaralarımdan bir çiçek (Erdoğan, ty.) yapmayı başarırırm.
Hani "demir bakire" diye bir şey var ya, kapakları kapandığında içinde canlı hiçbir şey bırakmayan, can kırıklarımın keskin uçlarını kendime yönelttim. Hani sol anahtarı gibi, olmasa da olur, ama her nota dizesinde vardır...(Dökmen, 2006)